|
|
Malkaramızın İdari Yapısı ve Tarihi
|
|

GENEL BİLGİLER
|
Genel Bilgiler |
|
Yüzölçüm |
1225 km2 (Tekirdağ ilinin toprak alanı en geniş olan
ilçesi) |
|
Nüfusu |
Merkez : 25037 Köy : 35825
Toplam : 60862 |
|
Komşu İlçeler |
Keşan - Hayrabolu - Şarköy - Gelibolu - Uzunköprü |
|
İklim |
Yörede yarı karasal iklim hakim durumdadır. Kış aylarında
Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava bölgede
etkilidir. Genellikle kış kuru ve dondurucu soğuklar şeklinde
geçer. Yazlar sıcak ve kurak olurken, İlk ve Sonbaharda bol
yağış görülür. |
|
Yağış Oranı |
Yıllık Ortalama 747.8 mm |
|
Geçim Kaynakları |
En önemlileri tarım ve hayvancılık |
|
Belediyeler |
Malkara Belediyesi (Merkez) - Sağlamtaş - Kozyörük -
Balabancık |
|
Köyleri |
Ahievren - Ahmetpaşa - Aksakal - Alaybey - Allıışık -
Bağpınarı - Ballı - Ballısüle - Batkın - Bayramtepe - Çavuşköy
- Çınaraltı - Çınarlıdere - Çimendere - Danişment - Davuteli -
Deliller - Demircili - Dereköy - Deveci - Develi - Doğanköy -
Doluköy - Elmalı - Emirali - Esendik - Evrenbey - Gönence -
Gözsüz - Güneşli - Hacısungur - Haliç - Hasköy - Hemit -
Hereke - Izgar - İbribey - İbrice - İshakça - Kadıköy -
Kalaycı - Karacagür - Karacahalil - Karaiğdemir - Karamurat -
Kavakçeşme - Kermeyan - Kırıkali - Kiremitlik - Kuyucu -
Küçükhıdır - Kürtüllü - Mestanlar - Müstecep - Prinççeşme -
Sarıpolat - Sarıyer - Sarnıç - Sırtbey - Şahin - Tekke - Tete
- Vakıfiğdemir - Yaylaköy - Yaylagöne - Yenice - Yenidibek -
Yılanlı - Yörücek - Yörük |
TARİHÇE
|
Malkara'nın Kuruluşu |
|
Kaynaklar Pers kralı Kserkes
(Kayhüsrev) zamanında Yunan şehirleri ile yapilan
savaşlar (Pers savaşları) sırasında, Malkara'ya
çok yakın olan Gürgen Bayırı denilen yerde bir
kalenin yapıldığı söylenmektedir. Bu kale
civarında birçok yılan bulunduğundan, bu kaleye
Farsça Margar veya Margaar adı verilmiştir.
Farsça'da mar yılan, gar veya gaar da in - mağara
anlamına geldiğine göre Malkara sözü, yılanlı
mağara veya yılanlı kale anlamına gelmektedir.
Bir söylentiye göre, Makedonya Kralı Büyük
îskender (M. 0.356-323) Trakya'da otuz yıldan
fazla kalan Persleri ( İranlılar ) Trakya'dan
uzaklaştırınca, Malkara'da (Malgar'da) Sazan,
Malgar ve Kumardar İsimli üç komutanı, edek
güçlerin başına bırakmıştır. Bunlardan Malgar
Gürgen Bayırındaki kalenin benzerini, bugünkü
Malkara'nın batısında yeniden kurmuştur. Kumardaç
isimli komutan da bir kale yaptırmıştır (Halen
oraya Kumardaş Tepe denilmektedir). Sazan adlı
Komutan da yine bir kale yaptırmıştır ( Bugün
Sazan çiftliği denilen yerde) . Bu kaleler daha
sonra Romalıların eline geçmiştir. Bizanslılar
dönemine kadar savunma amacıyla kullanılmışlardır.
|
|
Osmanlılar Döneminde Malkara |
|
Malkara'nın kesin olarak
Osmanlılara geçmesinden sonra, Osmanlının iskan
(yerleştirme) politikasına uygun olarak
Anadolu'dan getirtilen Yörükler, Malkara ve
civarına yerleştirilmişlerdir. Bu arada, Ankara ve
Çankırı dolaylarından getirtilen bazı ahi gruplar
da Malkara'ya yerleştirilmişlerdir. (Ahievren
köyünün adı bu olaydan gelmektedir.) 1. Murat'ın
ahiliğe karşı büyük bir sevgisi olduğundan
(kendisi de bir Ahi'dir.), Malkara'ya getirtilen
Yörükler arasında ahilik oldukça yaygındır.
Malkara ve civarına yerleştirilen Yörüklerin büyük
bölümünün 1. Mehmet (Çelebi) döneminde "1402-1421"
Saruhanlı Beyliğinin Yörükleri olduğu
bilinmektedir. Bunlar ; Konya, Aydın ve Muğla
çevrelerinden getirtilerek yerleştirilmişlerdir.
Başlarında da ünlü Paşayiğit (Keşan'ın Paşayiğit
kasabası onun adını taşır) bulunmaktaydı.
İstanbul'un Türkler
tarafindan alınmasından sonra, Malkara'nın
Balkanlara yapılacak seferler sırasında önem
kazandığı görülür
Fatih döneminde Malkara,
daha sonraları Evlad-ı Fatihan adıyla anılan
akıncıların merkezi olacaktır.
Paşayiğit'in soyundan Turhan
Bey(Malkara'nın Hacıevhat Mahallesinin ondan fazla
sokağı onun adını taşır), yaşadığı dönem içinde
Malkara'nin gelişmesini sağlamış, bu dönem de
Malkara oldukça gelişmiştir. Zira , akıncı
birliklerinin turn ihtiyaçları buralarda
karşılanmaktadır. "Bugün Malkara civarında
Boyacılar, Ensericiler, ekmekçiler, Yaylagöne gibi
isimler bu dönemin izlerini taşır. Akıncı
birlikleri için lazım olan her şey buralarda
hazırlanıyordu." Turhan Bey'in oğulları Atina
fatihi Ahmet (ki burada ölmüştür) ve kardeşi Ömer
Bey (Türbesi, Malkara'da adıyla anılan caminin
avlusundadır. Klasik Osmanlı üslubunu taşıyan
yapı, sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir.)
Fatih döneminde önemli bir akıncı Beyidir.
Kaynaklarda rastlandığı kadarı ile gözü pek bir
komutan olan Ömer Bey, Fatih'in emriyle 1465'ler
de Venedik'e 70 km. kadar yakın olan İzanco
ırmağına kadar, 1470'lerde Romanya'ya Pleoşti
(Bükreş yakınları)'ye kadar uzanan maceralı
akınlar yapmıştır. Fatih'in isteği ile 1473
Otlukbeli savaşına katıl mış, uzun Hasan'ı İran
içlerine kadar kovalamış ve orada esir düşmüştür.
Fatih, bu değerli adamını, bir çok İranlı esiri
vererek geri almıştır. Bundan sonra Ömer Bey'in
gözden düştüğü ve Malkara'da öldüğü
bilinmektedir.(l488)
|
|
Malkara'ya sürgün Gelen Ünlüler |
|
Yükselme döneminde Edirne -
Belgrat önem kazanınca Malkara eski önemini
yitirir gibi görünür. Ancak bu sırada, ünlü devlet
adamlarının ve komutanlarının sürgün yeri olarak
önemini devam ettirir. Bilinen sürgünlerin
başlıcaları şunlardır:
Hadım Süleyman
Paşa ; Ölümü 1548. Mısır Valisi iken Hint
Denizi seferinde başarısız olunca Malkara'ya
sürülmüştür.
Koca Sinan Paşa ;
Ölümü 1596. Ünlü Osmanlı Vezir-i Azamıdır. 1580'de
Malkara'ya sürgün olarak gönderilmiş, 4 yıl burada
yaşamıştır. Bugünkü Sinanpaşa merası onun adından
gelir
Sofu Mehmet Paşa ; Ölümü
1469. Sadrazamlıktan azledilince Malkara'ya sürgün
edilir. Bugünkü Şadırvanın olduğu yerde boğularak
öldürülür.
Husrev Mehmet Paşa ;
1756 Tekirdağ doğumludur. 1631'de Malkara'ya
sürgün edilmiştir. Melek Ahmet Paşa ;
l651'de Malkara'ya sürgün edilmiştir.
Boynu Eğri Mehmet Paşa ; l656'da
Malkara'ya sürgün edilmiştir.
Hacı
Evhat ; 1524'lerde Kanuni'nin özel
öğretmenliğini yapan bu bilgin, onu çekemeyenlerce
Malkara'ya sürgün gönderilmiştir. Malkara'nın en
büyük mahallelerinden biri bu zatın adını taşır.
İlginç Vakıflar kuran Hacı Evhat, hayırsever
kişiliği ile Malkaralıların gönlünde taht kurmuş,
anısı ölümsüzleştirilmiştir.
Bedri
Mustafa Paşa ; l689'da Malkara'ya sürgün
edilmiştir. Aslen Malkara doğumludur. Devlet
kademesinde birçok önemli görevlerde bulunmuş,
Osmanlı tarihinde ilk defa içkiye vergi koymuştur.
Avusturya ile devam eden savaş sırasında
Macaristan Serdarı Arap Recep Paşa yenilince ulema
sınıfı Mustafa Paşanın aleyhine dönmüştür.
2-Süleyman Sadrazamlığa Fazıl Mustafa Paşayı
getirince Bedri Mustafa bu görevden alınarak
Malkara'ya sürgün edilmiştir.
|
|
Şair Nev'i ve Evliya ÇELEBİ |
|
Şair Nev'i ; 1533
yılında Malkara'da doğan Şair Nev'i, şair Baki'nin
çağdaşıdır. Osmanlı Kadılarından Ataullahın oğlu
olan Şair Nev'i, Padişah ve sadrazam çocuklarına
öğretmenlik yapmıştır. Ayrıca, bazı îllerde
Kadılık yaptıktan sonra, kısa bir sure Bağdat
Kadılığında da bulunmuştur. Anlaşıldığı kadarı ile
Bağdat'a yanlışlıkla verilen Şair Nev'i bu
yanlışlığın farkındadır. Daha sonra yanlışlığın
yetkililer tarafından da anlaşılması üzerine,
Bağdat Kadılığından alınarak başka bir göreve
atanır. Bunun üzerine Şair Nev'i " YANLIŞ HESAP
BAĞDAT'TAN DÖNDÜ " demiştir. Daha sonra bu söz
halk arasında " Yanlış hesap Bağdat'tan döner "
ünlü atasözüne dönüşmüştür. Malkara'da Şairnevi
adını taşıyan bir ilkokul bulunmaktadır.
Büyük gezgin Evliya ÇELEBÎ; hemen,
hemen bütün Osmanlı Împaratorluğu'nu dolaşmış ve
Malkara'yı da görmüştür. Malkara'nın 1.150 hanedan
oluştuğunu, evlerinin kiremit örtülü, bakımlı bir
şehir olduğunu Seyahatnamesinde belirtir. Ayrıca,
şunları da ilave eder; "Gezdiğim yerlerden farklı
bir yer Kömürhisar (Korudağı -Malkara).Çünkü
burada büyükler gibi çocuklar da çalışıyor. Balı
ve Kaşkavalı (Kaşar Peyniri) ünlü olan bu yerin
Tabakhaneleri (Deri îmalathanesi) de pek ünlüdür.
Bu tabakhaneler de derinin sepilenmesi için, köpek
pisliği gereklidir. Sabah erkenden, eline bir
sepet ve maşa alan her çocuk, sokaklarda köpek
pisliği toplar. Doğru tabakhaneye götürür, böylece
para kazanır. Ben bu işe şaştım." Malkara'nın,
Selanik'ten İstanbul'a giden eski yol üzerinde
olması, konaklama yönünden önemli bir merkez
olmasını sağlamıştır.
|
|
Savaş ve İşgaller |
|
İdamdan önce son
namaz
|
Malkara, 1828 Osmanlı - Rus savaşı
sırasında, Türklerin elinde ilk defa işgale
uğramıştır. 1878 Osmanlı - Rus savaşında da (93
harbi) Tekirdağ işgal edilince, Malkara'da önemli
göçlere sahne olmuştur. Malkara , tarihinin en
kötü günlerini Balkan savaşı sırasında yaşamıştır.
9 Kasım 1912'de Bulgarlar tarafından işgal
edilmiştir. Yerli Bulgar ve Rumlarında işbirliği
ile 500'den fazla kadın, erkek ve çocuk şehit
edilmiştir. Katledilen insanlar, toplu olarak
gömülmüşlerdir. Şehitlik denilen bu yerde, bu
şehitlerin anısına güzel bir anıt dikilmiştir.
îşgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş,
yakılmış, yıkılmıştır. 14 Temmuz 1913'te Mustafa
ve Enver Paşanın birlikleri tarafından şehir
harabe halinde kurtarılmıştır. Malkara son kez, 1.
Dünya Savaşı sonunda 20 Temmuz 1920'de Yunanlılar
tarafından işgal edilmiştir. îşgal yıllarında çok
kötü günler yaşayan Malkara, 11 Ekim 1922'de
sağlanan ateşkes uyarınca 14 Kasım 1922 tarihinde
Yunanlıların şehri boşaltmasıyla kurtulmuş ve
özgürlüğüne kavuşmuştur.
|
Balkan Savaşında Bulgar
zulmü 2. Dünya Savaşı
yıllarında da (1940-1941), Trakya'da ki diğer
kasabalar halkı gibi, buradakiler de işini,
gücünü, yerini terk ederek Anadolu'ya göç etmek
zorunda kalmış, türlü maddî, manevî sıkıntılara ve
acılara uğramışlardır.
2. Dünya savaşı
sırasında Türkiye'ye sığınan Yunanlıları da savaş
süresince beslemiştir.
Malkara, tüm bu
işgallerin yanında birde ayaklanmaya şahit
olmuştur. III. Selim zamanında Nizam'ı Cedit'in
kuruluşu günlerinde bu yenilik hareketini
çekemeyen Yeniçeriler, Malkara'nın Ballı köyünde
ayaklanmışlardır. Nizamı Cedit kuvvetlerince
bastırılmıştır. |
| |
Tarihi Yerler
|
Arkeoloji: |
|
TARİHİ KÜLTÜREL VE ARKEOLOJİK
DEĞERLER
Trakya ön Asya'nın
arkeolojik bakımından en az bilinen bölgeleri
arasındadır. Bilhassa Malkara ve köyleri tarih
öncesi çağları ile ilgili bilgilerimiz bazı
münferit ve daha çok rastlantılara bağlı
buluntular dışında hemen hemen hiç yok denecek
kadar azdır.
Oysa ki Trakya’nın en
eski kentlerinden Malkara, Trakya’da olduğu için
Asya ile Avrupa arasında kara ve gerekse Ege ile
Karadeniz arasındaki deniz bağlantısının kilit
noktası üzerindeki coğrafi konumu bakımından büyük
bir önem taşımaktadır.
Trakya bir kum saatinin
dar boğazın benzetebileceğimiz bir bölge, Avrupa
ile Asya kıtaları arasında kültürel alışverişi,
ticaret, istila, göç, gibi her türlü toplumsal
hareketleri çağlar boyunca yaşamıştır.
Malkara
ve köylerinde bulunan arkeolojik ve kültürel
kalıntılar ve yerleri:

A-
HÖYÜK-TÜMÜLÜS:
Bunlar Trak krallarının
ve beylerinin mezarlarıdır. İçersinde yatanların
zenginlik ve üstünlüklerini göstermek için yüksek
tepelere yapılmıştır. İçlerinde ölü odaları
vardır. Romalıların Hıristiyanlıktan önceki
devrinde yapılmış, ancak Hıristiyanlıktan sonra
bırakılmıştır.
Bunları sıralarsak en
ünlüsü Kermeyan tümülüsüdür. Yükseklik ve
kapladığı alan bakımından Malkara ve çevre
köylerinde ondan büyüğü yoktur.
Antik dönemde Via
Egnatia adı ile bilinen sahil yolu üzerinde
bulunan Apri (Kermeyan Köyü) kenti civarında
bulunan 3 tümülüsten biri olan bu tümülüs
olasılıkla bu kentin yöneticilerinden birine ait.
Apri kenti Roma ve Bizans çağlarında önemli bir
konuma sahip olduğundan tümülüsün özellikle Roma
çağında yapılmış olduğu düşünülebilir. Yüksekliği
yaklaşık 10 m. dir. Tümülüsün yamaçlarındaki
tarlada tarım yapıldığından sürülmek suretiyle
yayvanlaşmıştır. Üzerinde kaçak kazı izlerine
rastlanmaktadır. Kermeyan Köyü sınırlarında kalan
iki tümülüs birlikte bir grup
oluşturmaktadır.
Bir tümülüs de Kırıkali
Köyü’nün kuzeyinde Kum mevkiindedir. Yaklaşık 10
m. yüksekliğe sahiptir. Kermeyan tümülüsleri ile
aynı doğrultuda olup, birbirlerini
görebilmektedir. Üzeri tarla olarak
kullanıldığından sürülerek yayvanlaştırılmış
durumdadır.
İlçe merkezinde bulunan
Kartaltepe, Tavşantep tümülüsleri ile Tugay
sınırları içinde bulanan 2 adet tümülüs daha
bulunmaktadır. Batkın, Hacısungur, Kürtüllü,
Kozyörük, Sarnıç, Tekke, Pirinççeşme, Kavakçeşme,
Gözsüz, Müstecep ve Yılanlı köyünde 2 adet yanyana
yapılmış tümülüsler bu konudaki önemli
eserlerdir.
B-
KALELER:
1-
KERMEYAN KALESİ:
Bunların önemli olanı
Kermeyan Kal’ası (Zesutare)dir. Kal’a, Kermeyan
Köyündeki taşlık dere ve Kal’a deresi arasında 200
dönümlük bir yerde dışı Keşan taşları ile
yapılmıştır. Çok eski Kal’a olup oturma yeri
olarak kullanılmıştır. Eski ismi Apri’dir M.S. 50.
Yy. Roma imparatoru Cladius tarafından emekli Roma
subayları için kurulan antik Roma şehridir. Bizans
döneminde yerleşim önem kazanmıştır. Osmanlılardan
önce Balkanlardan inen akıncı kavimler tarafından
yakılmış olabileceği gibi, Türklerin gelişinden
önce Trakya’da çok büyük bir deprem olması
sebebiyle de yıkılmış olabilir.
Sultan Orhan ve I. Murat
zamanlarında ve daha sonraları Malkara çevresinde
bir çok yerlerde olduğu gibi Anadolu’dan
getirtilen Germiyanlıların (Kütahya) bu Kal’ayı
beğenmeyerek bir km güney doğusundaki yüksek
sırtlara köy kurdukları tahmin
edilmektedir.
2-
ELMALI VE YENİDİBEK KALELERİ:
Malkara’nın Elmalı
Köyü’nde Elmalı Kal’ası, Yenidibek Köyü’nde de
Blovazt Kal’ası yıkılmış olduğu halde, surları yer
yer görülmektedir. Her iki kalede bölge
arazilerinin hakim tepelerinde kurulmuş,
yüzyıllarca önemli savunma görevlerini yerine
getirmiştir. Osmanlıların bölgeyi fetih etmesi ile
birlikte kaleler yıkılmış, kullanılmaz duruma
getirilmiştir. Bu gün her iki kalenin yer üstünde
bazı duvar kalıntıları görülmektedir.
3-
KARACAHALİL (KOCAKALE) KALESİ:
Toprak üstü
araştırmaları yapılan Karacahalil Köyü hudutları
dahilindeki Koca Kale diye anılan kale ise konum
itibarı ile ilk çağlardaki yerleşimlere uygun
Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi’ni görmektedir.
Yer üstü buluntularından, siyah pişmiş toprak
parçalarından, Tunç Çağı yaşantısından (M.Ö.: 5.
Yy.), Bizans dönemi yerleşmesine kadar
kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Osmanlılar devrinde,
Osmanlılar Rumeli Kal’alarını aldıkları zaman
ekseriyetle yıkmışlar, fakat aynı yerde oturmayı
tercih etmemişlerdir. Bu Kal’a yıkıntılarının
civar köylerde hatta Malkara’da inşaat işlerinde
kullanılması ile bu tarihi kalıntılar korunmamış
ve ortadan kalkmıştır.
4-
YETANUZ HARABELERİ:
Bu da
yine Kermeyan Köyü civarındadır. Tarihi Traklara
kadar varmaktadır. Hıristiyanlıktan önce önemli
bir merkez olduğu kitabe parçalarında
VASPASİANOS’un adı geçe bu yerin Bizans devrinden
kalmış bir kalıntı olduğu
sanılmaktadır. |
|
Camiler: |
|
1- GAZİ SÜLEYMAN PAŞA
CAMİİ:

Camiatik mahallesinde
Şehitlik Abidesinin kuzey batısında yer alır.
Bizanslılar zamanında kilise olduğu, Osmanlıların
Malkara’yı zaptı sırasında mescit’e çevrilmiş
olduğu söylenmektedir. Batı kapısı üzerindeki
kitabeye göre de Yıldırım Beyazıt (1389-1402)
tarafından Gazi Süleyman Paşa adına camiye
çevrildiği anlaşılmakta ise de, yine kitabesinde
mevcut 1306 tarihinin neye delalet ettiği
belirlenememiştir. Sultan Aziz zamanında tamir
görmüş, bazı ilaveler sonucunda bu günkü haline
gelmiştir.
Vakıflar genel müdürlüğündeki kaydına göre
1365 tarihinde yapılmıştır (Hicri 758) .1.151
m2 alan üzerine 284 m2 alan
kaplayan caminin cemaat kapasitesi 600
kişidir.
Cami 1306 hicri, 1888/89
miladi yılında Sultan Abdülhamit’in emriyle büyk
bir onarım geçirmiştir. Bu onarıma ait kitabe
kuzey taç kapısının üzerinde yer alır. Daha sonra
bazı ilaveler yapılarak bugünkü haline
getirilmiştir. Halen mevcut olan minaresi daha
sonra inşa edilmiş ve Süleyman Paşa Camii
olmuştur.
Gazi Süleyman Paşa Camii
dikdörtgen planlı, derinlemesine sahan
düzenlemeli, ahşap sütunlu ve düz dam örtülü
Anadolu Selçuklu dönemi Ulu Camii planında
yapılmıştır.
Asıl giriş kapısı olan
kuzey taç kapısı iç içe kademelerden oluşan daire
bir kemerle son bulmuştur. Yine kuzey cephesinde
yer alan iki pencerenin kemer çerçeveleri onarımın
yapıldığı dönemin barok etkilerini gösterir.
Çatının yaklaşık bir metre altından dolaşan korniş
sistemi de baroğa has özelliktir.
Cami, dış ölçüleriyle
simetrik bir plana sahiptir. Güney duvarında
mihrabın sağında ve solunda birer pencere aynen
kuzey duvarlarındaki pencereleri tekrarlar. Doğu
ve batı yönleriyle dörder pencere yer alır.
Bunlardan, caminin kuzey-batısındaki pencere
sonradan kapıya çevrilmiştir.
Cami, orjinalinde olduğu
gibi dört ahşap sütunla desteklenen düz dam
örtülüdür. Mihrap ve minber Sultan Abdülhamit
zamanı onarımında yenilenmiş olup, barok
özellikler taşır.
Eski cami, ilk şeklinde
bir sıra taş, üç sıra tuğla olarak duvar örgüsü
sisteminde yapılmış iken Abdülhamit dönemi
onarımında bu taş ve tuğlalar karıştırılmıştır.
Yalnız kuzey cephe granit taş kaplama
yapılmıştır.
Minare hem yapının ilk
şekline, hem de barok dönem onarımı özelliklerine
uymamaktadır. Kaide kısmındaki kemer özellikleri
karşısındaki çeşme kemerinden esinlenerek
yapılmıştır. Ayrıca kuzey-batı köşede cami ile
bütünlük gösteren minare yapımın orjinalinde
camiden ayrı tutulmuş ve klasik Osmanlı minaresi
tarzındadır.
2-
HACERZADE İBRAHİM
BEY CAMİİ:

14
Kasım caddesinde Jandarma Bölük Komutanlığının
karşısında Hüseyin Köse İlköğretim okulunun
yanında yer alır. 1406 tarihinde Hacerzade İbrahim
Bey tarafından yapılmıştır. Yapının mimarı belli
değildir. Bu cami Balkan Savaşında ve depremlerde
büyük hasara uğramıştır. Cami restore edilmiş,
eski durumuna çok yakın hale getirilmiş ve 15 Ekim
1971 tarihinde Cuma namazından evvel ibadete
açılmıştır. Dış görünüşüyle güzel bir tarihi eser
olduğu intibaını uyandırmaktadır.
Yapı tamamen düzgün
kesme taş malzemeden, cephesinde mermer malzeme de
kullanılmak suretiyle tek kubbeli mescit planında
yapılmıştır.
Caminin kuzey cephesinde
yedi sıralı mukarnas kavsaralı, yapıdan dışarı
dikdörtgen bir blok halinde taşıntı yapan taç kapı
yer alır. Taç kapısının iki yanında mihrabiyeler
vardır. Mukarnas kavsarının köşelerinde karşılıklı
simetrik olan gülbeneklere yer verilmiştir. Taç
kapısının sağında ve solunda mermer çerçeveli iki
pencere, diğer yönlerde de ikişer pencere yer
alır. Pencerelerin üzerinde yapıyı çepeçevre
dolanan ve cepheyi ortadan ikiye bölen bir silme
kuşak bugün yer yer tahrip olmuştur.
Caminin son cemaat yeri
yoktur. Asıl ibadet alanına kuzey cephenin
ortasındaki bir taç kapıyla girilir. Kapı söveleri
mermer malzemeli olup üzerinde “lamba zıvana”
tabir edilen geçmeler yer alır.Yine kapının iki
yanında kaymalı konsol çıkarmalar yer
alır.
Cami Türk üçgenleriyle
geçişi sağlanan kubbeyle örtülüdür. İçeride destek
yoktur. Mihrap taş malzemeli ve mukarnas kavsaralı
biçimile taç kapıyı tekrarlar biçimdedir. Bu
özelliği ile Anadolu Selçuklu dönemi özellikleri
burada da sürdürülmüştür. Mihrabın üst kısmı
palmetli bir süsleme ile
taçlandırılmıştır.
Minber taklit kündekâri
tekniğinde ahşap malzemeli olup, 1959 yılında
aslına uygun olarak yenilenmiştir.
Caminin çatıya yakın
kısmında yer alan üst pencerelerinde vitray
örnekleri görülür.
Minare; yapını
kuzey-batı köşesinde yer alır. Şerefe altına kadar
olan kısmı orjinaldir. Şerefe ve üst kısmı 1970
yılında tamir görmüştür. Sekizgen minare
kaidesinin üç yüzü duvar içinde kalmış olup, beş
yüzü dışarıdan görülebilmektedir. Her yüzde Bursa
kemeri tabir edilen sepet kulplu kemer süs unsuru
olarak kullanılmıştır. Oluklu bir gövde üzerinde
mukarnas altlıklara sahip şerefe ve üzerinde de
bodur bir petek kısmı, külah, madeni alar
yükselir.
3-
GAZİ ÖMER BEY
CAMİİ:
 
Gazibey
mahallesinde hâl binalarının kuzeyinde yer alır.
Mora Fatihi Turhan Bey’in oğlu olan Gazi Ömer Bey
tarafından 1493/94 yılında yaptırılmıştır. Gazi
Ömer Bey’in Malkara’da 2 camii, 3 mescidi,
kervansaray ve 4 dükkanı olduğu, ahvadından Yanya
Bey’i olan zatı bu efkafın bakımı için devlete
müracaat etmesinden ve Malkara Kadısına gönderilen
hükümlerden anlaşılıyor. Gazi Ömer Bey adına
yapılan külliyeden bu gün sadece cami ve türbe
ayaktadır. Mescid, kervansaray ve dükkanlar
kalmamıştır.
Cami, bir buçuk metre
kalınlığında, onüç metre boyunda, tamamen düzgün
kesme taş malzemeden, bütün mekanın tek kubbe
altında toplandığı merkezi planlı bir yapıdır. Son
cemaat yerini üç kubbe örtmüştür.
Yapının minaresi, batı
yönünde yer alır. Şerefeye kadar olan kısım
orijinal, şerefeden yukarısı yakın zamanlarda
onarım görmüştür.
Üç bölmeli son cemaat
yerinin kubbelerini taşıyan sütunlar çatladığı
için, sütunların çevresi örülerek paye destekler
şekline dönüştürülmüştür. Üzeri üç küçük kubbe ile
örtülü son cemaat yerinde cami haremine giriş
kapısının solunda; ortada bir mihrabiye, onun iki
yanında da birer pencere yer alır.
Camiye eyvan türü bir
taç kapı ile girilir. Kapı söveleri mermerdir. Üst
söve lambazıvana tabir edilen, mermerin mermere
geçmesi tekniğinde yapılmıştır.
Mihrap; taş malzemeli ve
vukarnas kavsaralı mihraplar gelişkin özellikler
olarak sarkıt biçiminde stalaktitler ve kabara taç
kapıyı tekrar biçimde palmetli bir süsleme ile
taçlandırılmıştır.
Minber;tamamiyle mermer
malzemeli olup, orijinal olarak günümüze
ulaşabilmiştir. Yan aynalıklar ve korkuluklar
süslenmiş, sade olarak bırakılmıştır. Yan
aynalıkların altında, dikdörtgen silmelerle
çerçevelenmiş ikişer pencere yer alır. Pencere
kenarları konsol biçim süslemeli ve sepet kulplu
kemer şeklindedir. Minberin giriş kapısı sivri
kemerli ve yanları geometrik benzemelidir. Üst
kısmı taç kapı mihrapta olduğu gibi, palmet
süsleme ile taçlandırılmıştır. Cami haremi altta
her yönde ikişer, üstte kuzey hariç diğer üç yönde
üçer pencere ile ışık alır. Pencereler dıştan alçı
şebekelidir. Bu da yine Osmanlı mimarisinin
karakteristik özelliğidir. Cami hareminde kuzeyde
yer alan asma kat; kadınlar mahfili durumundadır.
Bu mahfil, iki sütun üzerinde yükselir ve
kuzeybatı köşedeki merdivenle çıkılır. Daha sonra
ikinci katta da bir giriş açılmış olup, bugün
minare iki girişlidir.
Yapıda; kubbeye geçişte
pandantifler kullanılmıştır. Ayrıca son cemaat
yerinin iki yanı açık iken soğuktan korunmak için
kapatılmıştır.
Bu cami Osmanlıların
Rumeli’de yaptıkları camilerin en eskilerindendir.
İlçe için burası son derece önemli, tarihi ve
manevi bir değere sahiptir.
4-
ZÜLFİKAR AĞA
CAMİİ:
Hacıevhat mahallesi, Uzunköprü caddesinde
yer alır. 1972 yılında eski caminin yerine Dernek
tarafından ahşap kiremit çatılı taş bina olarak
inşa edilmiştir. Cami 113 m2 olup,
üzerinde bulunduğu arsa 464 m2 dir.
Bahçesinde Kuran Kursu binası mevcuttur. 1 minare
ve şerefesi olup, cemaat kapasitesi 200
kişidir.
5-
BADEMLİK
CAMİİ:
Gazibey
mahallesi, İnönü caddesinde Hastane karşısında yer
alır. Malkara eşraflarından Hasan TAŞKIR
tarafından 1963 yılında yaptırılmıştır. 150
m2 lik alana sahip caminin çatısı ahşap
kiremit olup, bina taş binadır. 1 minare ve
şerefesi olup, cemaat kapasitesi 200
kişidir.
6-
HACI SALİH
CAMİİ:
Camiatik mahallesi Gökçeşme sokakta yer
alır. Malkara eşraflarından Salih ÖZSOY tarafından
1968 yılında yaptırılmıştır. 104m2
alana sahip olan caminin çatısı ahşap
kiremit olup, bina kagir(tuğla-taş) olarak kare
biçiminde inşa edilmiştir. Cami 313 m2
arsa üzerine yapılmış olup, müştemilatında 2
adet dükkan vardır. Bir minaresi, 2 şerefesi
vardır. Cemaat kapasitesi 150 kişidir.
7-
CUMHURİYET
CAMİİ:
Yeni mahalle, çevre
yolunda İmam Hatip Lisesi karşısında yer alır.
1976 yılında, kubbeli betonarme olarak Diyanet
Vakfı tarafından 600 m2 lik arsa
üzerine yaptırılmış olup, cami alanı 104 m2
dir. Cami binası betonarme ve kubbelidir. 1
minare ve 1 şerefesi olup, son cemaat mahalli
vardır. Cemaat kapasitesi 320 kişidir.
8-
HACI LEMAN
CAMİİ:

Gazibey mahallesi,
Atatürk Bulvarı, Otogar altında yer alır. 1986
yılında Salih ÖZSOY tarafından yaptırılmıştır. 500
m2 arsa üzerine 340 m2
olarak inşa edilen caminin binası betonarme
ve kubbeli olup, kare biçimindedir.1 minare, 3
şerefesi vardır. Müştemilatında son cemaat yeri,
Kur’an Kursu ve dükkanlar vardır. Cemaat
kapasitesi 600 kişidir.
9-
ERENLER
CAMİİ:
Erenler Semtinde yer
alır. 1987 yılında Erenler Cami Yaptırma ve
Yaşatma Derneği tarafından yaptırılmıştır. 1728
m2 arsa üzerine 180 m2
olarak inşaa edilen cami betonarme ve
kubbeli olup kare biçimindedir. 1 minare, 2
şerefesi vardır. Müştemilatında dükkan, son cemaat
yeri vardır. Cemaat kapasitesi 300
kişidir.
10-
AYDIN-SANAYİ
CAMİİ:
Camiatik mahallesi,
Küçük Sanayi sitesinde yer alır. Malkara
eşraflarından Cahit AYDIN tarafından 1989 yılında
yaptırılmıştır. 400 m2 arsa üzerine 100
m2 olarak inşaa edilen cami betonarme
ve kubbelidir. Cami minaresi küçük makettir. Cami
kare biçimindedir. Müştemilatında son cemaat yeri
ve dinlenme parkı vardır. Cemaat kapasitesi 110
kişidir.
|
|
Çeşmeler: |
|
1-
BAŞÇEŞME:
Mevcut kitabesinden
anlaşıldığına göre Hicri 953 (1546) yılında Ahmet
Paşa tarafından
yaptırılmıştır.
Halen bu çeşme istifade edilecek durumdadır.
Camiatik Mahallesinde Başçeşme Sokakta yer
almaktadır.
2- CAMİATİK
ÇEŞMESİ:

Eski cami çeşmesi de
denir. Cami karşısındadır. Husrev Kethüda
tarafından 1564 (Hicri 971) yılında
yaptırılmıştır. Halen Camiatik mahallesinde olup,
kitabesi şöyledir;
Cümlelere mülk verir
kam kar
Hüsrev ü bal itikat
namdar
Sahibü'l hayrat
Hüsrev Kethüda
Kim cihan kıldı
serbeser ihya,
Ehl-i diller cem'olup
tarihini
Kim içerse, nuş-u
canlar dediler.
.........................Sene
971
3- MERMER
ÇEŞME:
Bunu da Husrev
Kethüda tarafından 1572 (Hicri 979) yılında
yapıldığı kitabesinden anlaşılmaktadır. Halen
Hüseyin Köse İlköğretim Okulunun binasına bitişik
olan çeşme, esasında bina edildiği yer ise bu
günkü Şahin yoluna gidirken sol köşede idi. Şu an
kullanılmamaktadır.
4- HACI MEHMET AĞA
ÇEŞMESİ:

Kitabesinden 1735 (Hicri 1147) yılında
yapılmış olduğu anlaşılan bu çeşme, halen Kabil
çeşme olarak bilinmektedir. Hacı Mehmet Ağa
tarafından yaptırılmıştır. Şu an Hükümet Konağının
yanında bulunmaktadır.
Koca Sinan Paşa
tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Camiatik
Mahallesinde Hacı Salih Camii
yanındadır.
6- KÜNK
ÇEŞME:
Hacı Mehmet Ağa
Çeşmesi de denir. Hicri 1147 yılında yapılmıştır.
Gazibey mahallesinde bulunmaktadır.
7- ZÜLFÜKAR AĞA
ÇEŞMESİ:
Erenler Mahallesine
giderken sağda bulunmaktadır.
8- HAMAM
ÇEŞME:
Mermer yazıtları ve
dizaynı Tekirdağ Müzesine götürülerek koruma
altına alınmıştır.
9- SÜNEPE
ÇEŞME:
Malkara’nın İshakça
köyü çıkışında, yolun kenarında bulunmaktadır.
Sünepe isminde bir Ermeni’nin yaptırdığı
söylenmektedir. Halen çeşme olarak insanlar ve
hayvanlar faydalanmaktadır.
10- ÜRKİYE KADIN
ÇEŞMESİ:
Camiatik Mahallesi, Karakvaklar mevkiinde
bulunmaktadır. Malkara İlçesinde, şebekeli içme
suyu için, Camiatik Mahallesi halkının büyük bir
kısmı içecek su ihtiyaçlarını bu çeşemeden
karşılıyorlardı. İlçede bir çok çeşme bulunmakla
beraber bazılarının suyu hafif acımsı olduğu için
içme suyu olarak kullanılmamaktaydı. Ürkiye Hanım
çeşmesinin suyu tatlı ve içimi güzel bir su olduğu
için yıllarca bir çok insanın su ihtiyacını
karşılamıştır.
Yukarıda sözü edilen çeşmeler Malkara İlçe
merkezinde bulunmaktadır. Bunların yanında
Malkara’nın çevresinde geniş bir alanda da
çeşmeler vardır. Bu çeşmelerin olduğu yerde daha
önceleri ticaret mahallerinin olduğu kayıtlardan
ve naklen gelen söylentilerden anlaşılmaktadır. Bu
da Malkara’nın bir zamanlar geniş bir bölgeyi
kapladığının kanıtıdır.Bu
Çeşmeler:
-
Enserciler Çeşmesi: Malkara’nın
güneyinde, Keşan yolu üzerinde
bulunmaktadır.
-
Boyacılar Çeşmesi: Malkara’nın
güneyinde Keşan yolu üzerinde Enserciler
çeşmesinin daha aşağısında
bulunmaktadır.
-
Ekmekçiler Çeşmesi: Malkara’nın
kuzeybatısındaki Yeşil Kubbe ile Gürgen Bayırı
arasında bulunmaktadır.
-
Helvacılar Çeşmesi ve Kuyusu:
Malkara’nın doğusunda, kışlalar
bölgesindedir. |
|
Hamamlar: |
|
Malkara
İlçemizde eskiden kalma iki hamam mevcuttur. Bir
tanesi Turhan Bey tarafından yaptırıldığı söylenen
Çifte hamam (Şu an mevcut değildir. Savaşlarda
yakılıp harap olduktan sonra, yıkılarak yerine
apartman yapılmıştır. Yeri Şehitlik Abidesinin
altında olan çeşmenin tam karşısında kalan büyük
binanın yeridir.) olup, diğeri ise Eski Hamamdır.
(Şehitlik Parkının altından geçen yol
üzerindedir). Halen mevcut olup, büyük bir bölümü
yıkılmış, yeşillikler her yerini kaplamıştır.
İçine girilmesi tehlikelidir.
Günümüzde mülkiyeti Belediye’ye ait olan Gülbaba
Tesislerinin alt katında günümüz şartlarına uygun,
modern bir hamam bulunmakta olup, halen hizmet
vermektedir.
|
|
Türbeler: |
|
1- GAZİ ÖMER BEY
TÜRBESİ:

Dedesi Paşa Yiğit,
Saruhan (Aydın) Türkmenlerinin bir kolu olan ve
Danişmend oğulları diye anılan göçebe
Türkmenlerdendir. Türkmenler, Osmanlıların
Rumeli’ye geçişlerinde zapt ettikleri yerler,
Anadolu’dan getirilip yerleştirilmiş
topluluklardır. Paşa Yiğit de, oğlu Turhan ve
torunu Ömer Beyle Malkara çevresine yerleşmiş veya
yerleştirilmiştir. Akıncı beylerinden olan bu
kimsenin adı, bu gün linyit kömürleri ile tanınan
Paşayiğit Köyüne verilmiştir.
Ömer
Bey, Fatih zamanında yaşamış, babası Turhan Bey’in
yanında yetişmiş, savaş meydanlarında sayısız
kahramanlıklar göstermiş, gözüpek bir
komutandı.
Yunanistan ve Mora
işlerindeki vukufu ile yalnız bu havalide değil,
Eflak ve Bosna’da Uzun Hasan’ın ve Mumlüklerin
karşısında babasına layık bir evlat olduğunu
göstermiştir.
O’nu, önce Fatih’le
Mora’da görüyoruz. Moralılıar, dört yıl önce
Turhan Bey’in emir ve nasihatlarını unutarak
tekrar mücadeleye başlamışlardı. Mora işini
kökünden halletmek isteyen Fatih, 1458 de Mora’ya
bir sefer hazırlamıştır. Sonunda Kuzey Mora’yı
Osmanlı topraklarına katmış, idaresini de önemli
hizmetleri görülen Ömer Bey’e tevdi etmiştir.
Şehirlere yeniçeriler konulmuş, geriye kalan
yerler vergiye bağlanmıştır.
Fatih; Atina’yı da almak
istemiş, Prens Franko’ya padişahın kendisine Tep
ve Boti valiliğini vereceğini bildirip, bu kimseyi
razı etmiş, bu kurnazca hareketi ile Atina’yı kan
dökmeden zaptetmiştir. Eski Yunan medeniyetinin
merkezi olan bu tarihi şehirde, Türk atlarının
nalları şakırdamış, O’nun zeka ve nüfuzu sayesinde
1829 tarihine kadar Akropal’da
dalgalanmıştır.
Fatih, Ömer Bey’in bu
kansız başarısından çok memnun kalmış, Atina’yı
görmeye gelmiştir. Akropal’a çıkarak Partenon’u
incelemiş, gözlerini ufuklarda gezdirerek Pire
Limanı ile çevrili Atina şehrini seyretmiştir.Çok
hoşlanan Fatih yanındakilere dönerek; “Din ve
Devlet böle bir yerin zaptından dolayı Turhan’ın
oğluna nasıl müteşekkir olmasın?” diyerek
iltifatta bulunmuştur. Tarihimizin
kahramanlarıarasına giren Ömer Bey’i, Fatih bundan
sonra yanından ayırmamıştır.
Ömer Bey, 1462 de Eflak,
1463’de Bosna seferlerine katılmıştır. Eflak’ta
susuz bir bölgeye düşen ve düşman saldırısına
uğrayan Mahmut adlı kumandanın idaresindeki
kuvvetlerimiz, O’nun azim ve cesareti sayesinde
kendisini toparlayarak düşmanı ezmiş, amansız
akınları ile Eflak’lılara göz
açtırmamıştır.
Tarihimizde Kazıklı
Voyvoda diye geçen, Macar’ların Şeytan,
Eflak’lıların Cellat dedikleri bu zalimi günlerce
kovalamış, mızraklara takılmış 2000 düşman başı
ile ordugaha dönmüş, bu hizmeti ile Tasalya
Beyliğini kazanmıştır.
Bosna’nın zaptında da
büyük yararlıkları görülmüş, düşmanı kovalarken
Verbasnehrini yüzerek geçmek suretiyle orduya
örnek ve cesaret timsali olmuştur. Venediklilerin
Germe hisarını yapıp içerisine 200 topçu, bir çok
zırhlı ve tüfekli asker yerleştirdiklerini
öğrenince, süratle buraya yetişerek, Venediklilere
ait Lepant havalisini işgal etmiş, sonra Germe
hisarı önüne gelmiştir. Bu gelişi hisardakileri
çok korkutmuştur. Keşfe çıktığında 300 adım kala,
hisardan atılan güllelerle, yanında bulunan iki
subay şehit olmuştur. Sonradan Sadrazam Mahmut
Paşa’nın kuvvetleri gelince, Germe Hisarındaki
düşman, Türk saldırısı sonunda bir kar yığını gibi
erimiş ve hisar zaptedilmiştir.
Ömer Bey, 20.000 akıncı
ile Modan havalisinin altını üstüne getirmiş,
eline geçirdiği 500 esiri Fatih’e
göndermiştir.Venedikliler Mora’da da perişan
edilmiş ve yarım ada tekrar idaremiz altına
girmiştir.
1473 te Otlukbeli
savaşına katılmış, Murat Paşa’nın tedbirsizliği
yüzünden Uzun Hasan’a esir düşmüştür. Fatih,
Barburt’a sürgün edilen bu çok sevdiği kumandanını
bir çok esir karşılığında serbest
bıraktırmıştır.
Ömer Bey, son olarak
1485’te Sadrazam Ali Paşa kumandasındaki
kuvvetlerle Osmanlı-Mısır savaşına katılmıştır.
Çok çetin olan bu savaşta, Osmanlıları sevmeyen
Karaman ve Anadolu askerleri savaştan kaçınca, Ali
Paşa ile Ömer Bey’in Rumeli askerleri ile savaşa
devam edilmiştir. Ömer Bey, sadık, cesur ve mert
bir kumandan olduğunu bu savaşta da göstermiştir.
Dehşetli bir saldırıya uğrayan kumandan Ali
Paşa’yı canla başla korumuştur. İki taraf da büyük
zaiyat vermiş, savaş meydanı cesetlerle dolmuştur.
Akşama doğru bitap düşen iki taraf da çarpışmayı
durdurmuştur. Ömer Bey’in kahramanlığı,
Osmanlıları ağır bir yenilgiden kurtarmış, ordumuz
Toroa’lara çekilmiştir. Padişah 2. Beyazıt, kaçan
kumandanları ağır şekilde
cezalandırmıştır.
Sicil-i Osmani sahibi
Süreyye Bey, Ömer Bey’in bu savaşta kaybolduğunu
yazmaktadır. Halbuki, türbesini ve hicri 900
tarihli vakfiyesinin olması bunu yalanlamaktadır.
Ömer Bey’in Fatih ile birlikte 1473 yılında
Otlukbeli savaşına iştirak ettiği kayıtlarda
mevcuttur. Hayat hikayesinden anlaşıldığına göre
Ömer Bey, çok cesur bir kumandandır. O’na Fatih’in
sağ kolu denilebilir.
Ömer Bey, Malkara’da bir
camii (Çarşı Camii), bir mescid, bir tekke,
Edirne’de bir mescid,Baflı köyünde bir tekke
yaptırmıştır. Dimetoka ve Malkara’da bulunan bir
değirmen, bir dükkan, bina ve arazi ile Yenişehir
ve Tırnova’nın cizyelerini
vakfetmiştir.
Malkara’daki çarşı camii
(Gazi Ömer Bey Camii) halen mevcut olup, ibadete
açıktır. Türbesi Caminin bahçesindedir. Kesme
taştan ve 8 köşeli (mudalla) biçiminde olup,
pencereleri mermer çerçevelerle ve demir
parmaklıklarla örtülmüştür. O’nun şanına yakışır
sağlamlık ve güzelliktedir. Sonradan konulduğu
anlaşılan demir kapını üzerinde yağlı boya ile
yapılmış Osmanlı arması, paslara karışmış, silik
bir şekilde belli olmaktadır. Yapılış tarihi Hicri
908, Miladi 1488 dir.
Halen mevcut olan bu
bina onun şahsına yakışacak güzelliktedir. Kesme
taştan bina edilmiştir. Kapısının üzerinde bulunan
kitabesi şöyledir:
Kad fate el-emir
el-kebir el-sulukul-melik el-islam
El müşerref
bilcihad ve ziyaret ül beytü’l-haram
Ani Ömer Bey ibn
Turhan Bey
Fi tisa seman mie
908 hicri...
Ömer Bey’in 900
hicri tarihli vakfiyesi olduğuna göre, vefat
ettiği tarihin 809 değil de 908 olması daha
uygundur. Çünkü Ömer Bey’in Fatih’le birlikte
Otlukbeli (1473) savaşına iştirak ettiği
kayıtlarda malumdur.
2- KASAP
MAHMUT TÜRBESİ:
100 Yıl
Atatürk Parkı içindedir. Daha önceleri burası
mezarlık olup, mezarlık kaldırılırken bu türbe
kaldırılmamıştır. Kepçenin 3 defa kaldırmak için
çalıştığı, ve üçünde de kepçenin bıçağının
kırıldığı ve kaldırma işleminin yapılamadığı
söylenir. II. Mahmut zamanından
kalmıştır.
3-
EMİRLER TÜRBESİ:
Camiatik Mahallesinde bulunur. Türbenin
içinde iki mezar vardır.
4- FATİH
BABA TÜRBESİ:
Camiatik Mahallesinde
bulunmaktadır.
5-
GAZİ BABA TÜRBESİ:
Karacahalil Köyü’nde bulunmaktadır. Adı
bilinmeyen bir ermiş Elmalı kalesinde savaşırken
şehit düşmüştür. O gece, ermiş olduğu için atı ile
beraber ışıklar saçarak Karacahalil Köyü
yakınlarındaki ufak bir tepeye uçmuştur. Bu tepeye
gazipaşa tepesi denir. Halen tepedeki taşların
üzerinde atının nal ve kendi ayak izleri tespit
edilmiş olan Gazi Baba’nın mezarı vardır. Halk
tarafından burası kutsal sayılarak, bazı kişilerce
ziyaret edilip dileklirde
bulunulmaktadır.
6- ŞEYH
DAVUD TÜRBESİ:
Tekke
Köyünde bulunmaktadır.
7- YEGAN
BABA TÜRBESİ:
Camiatik Mahallesinde yol üzerinde
bulunmaktadır. Yol yapmak için Türbe ve mezarlık
kaldırılmış, sabahleyin mezarın tekrar yerine
geldiği rivayet edilmektedir. I. Murat zamanından
kalmadır.
8-
ÜÇLER TÜRBESİ:
Hacıevhat Mahallesi, Erenler semtinde
bulunmaktadır. Biri kız, ikisi erkek üç kardeşin
mezarı bulunmaktadır. Ne zaman yaşadıkları kesin
belli olmamakla birlikte düşmanlarla yaptıkları
mücadelede hayatlarını kaybeden üç kardeşin
mezarları üzerine kurulmuştur.
|
| |
| |
|
|